Bozkırlılar Derneği

ANASAYFA İÇERİK ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Site İçi Arama


Gelişmiş Arama

Yazar Başvuru


Ofissan




SPONSOR REKLAM

Tarih, Toplum, Tesadüf (2)

Serdar GÖK

18 Şubat 2010, 10:35

Serdar GÖK


Tarih, Toplum, Tesadüf...


Tarihi biraz daha eşelim. İstanbulda neredeyse bütün selâtin camilerinde vaizlik yapmış, Avusturya seferinde de ordu vaizi görevini yürütmüş şeyh Himmetzade Abdullah Efendi de cephelerden bozgun haberleri geldikçe Ümmet-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem), devlet sahipsiz kaldı. Şehir ve kaleler düşman eline düşüp câmi ve mescidler kilise oldu. Bütün bunlar günahlarımız sebebi iledir. Fiilimizi değiştirelim. Günahlarımıza tövbe edelim derken kimse cephedeki bozgunla benim günahımın alakası ne diye düşünmüyordu. Halbuki şeyh Hazretleri orduda cereyan eden rahatsızlığın, devlet idaresinde olagelen hataların asıl kaynağının toplumdaki bozulma ve milleti var eden değerlerden sapma olduğuna işaret etmek istiyordu. Abdullah Efendiden önce muhakkak benzer meselelerde benzer tahliller yapan Alimler olmuştur fakat şimdilik dilimiz Şeyh Hazretlerine yatkınlık gösterdi. Şeyh Hazretleri 1710 senesinde Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Emile Durkheimın doğumu ise Onun vefatından yaklaşık olarak 150 sene sonradır ve handeyse aynı tespitlerde bulunmuştur.

Devletin duraklama ve yıkılma serüvenleri herkesçe malumdur. Fakat bu çöküş döneminde de bu millet bünyesinden çeşitli kahramanlar çıkarmış ve fakat bu kahramanlar yükseliş dönemindekiler kadar şanslı olamamışlardır. Çünkü koca bir İmparatorluk çökmektedir ve bu çöküş içinde bile koca bir İslam dünyasını canlandırmak hayalini güden koca yürekliler eylemlerinde başarılı olamamışlar ve bir çoğu hayalperest olarak tarihe geçmişlerdir. Çünkü Devlet_i Ali Osmanı kuran ve yücelten Türk Milletinin artık bu İmparatorluğu taşıyacak kültürel gücü, iman sıcaklığı ve mefkuresi artık kalmamıştı. Hal böyle olunca da Fatihin arkasındaki manevi ve halk gücü çöküş dönemi liderlerinde yoktur. Tarihin derinliklerinden günümüze geçelim ve cereyan eden dejenere hayata bir göz atalım, bunu yaparken de dürüst olalım. Mevcut durumumuzdan memnun olan kaç kişi vardır? Sürekli bir birimizi uyutmak için söylediğimiz Toplumun başına bir lider gerek, eğer öyle arkasında durabileceği bir lider gelirse halk bir şekilde Onun arkasında kenetlenir ve gereken sıçrayışı yapar palavrasından bir vazgeçelim.  Liderler ancak ona tabi olan halk sayesinde güçlüdürler. Şayet o halk, imanda kuvvetli, fikirde sağlam, mücadelede sabırlıysa lider kuvvetlidir. Aksi halde koyun sürüsünü güden çobandan farklı değildir.

 

Yani demem o ki, bünyesinden Enver Paşayı, Mustafa Kemal Atatürkü, Fevzi Çakmakı, Rauf Orbayı, Fatih Sultan Mehmeti, Şeyh Edebaliyi, Kazım Karabekiri ve adlarını saymakla tüketemeyeceğimiz onca değerli şahsiyeti çıkaracak bir toplum olmadan, çıkacak lider yahut liderlerin arkasında bir iman kalesi gibi durabilecek, Asımın nesli olmadan kurtuluş reçeteleri boşunadır Vergi vermeyen esnafın hakkı var mıdır evinin önündeki kaldırımdan şikâyetçi olmaya, rüşvet verenin hakkı var mıdır iktidara hakaret etmeye, namaz kılmayanın hakkı var mıdır Müslümanları eleştirmeye, dersini geçemeyen öğrencinin hakkı var mıdır emperyalizmden dem vurmaya.

Bu haber 275 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
BOZKIR A.Ş08 Eylül 2010

Dernekten Haberler

Bozkırlılar Derneği Resi Web Sitesi. Düzenleyen Serdar GÖK
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi